Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Anka 1. Kitap
Macera/Aksiyon

Anka 1. Kitap

154Beğeni
3,879Okunma
5 Bölüm
29,895Kelime
2 saat 29 dkSüre
17.01.2026Tarih
“Onu koruyun lütfen… Soyadını değiştirin, ona yeni bir hayat verin, kimse varlığını
bilmesin.”

Küçük bir kız çocuğunun yeni hayatının başlangıcıydı bu cümleler. Peki içine bırakıldığı bu hayat, annesinin
kollarından daha güvenli olacak mıydı yoksa önünde sonunda babasının günahlarının cezasını
çekmek zorunda mı bırakılacaktı?

Her şeyi yoluna koyduğunu zannederken tepetaklak olan bir hayat… Kader ortağı üç
arkadaşından başka kimsesi olmayan bir kadın, intikamla doldurduğu taşlaşmış kalbine söz
geçiremeyen karanlık bir adam…

Serinin ilk kitabı, size dostlarınız için ne kadar ileri gidebileceğinizi sorgulatacak.

“Hiçbir yenilgi böylesine görkemli, hiçbir zafer böylesine acınası olmamıştır!”

1. Bölüm

Herkese selamlar, 

Anka serisine artık dijital olarak Romanika'dan ulaşabileceksiniz. Kitabın ilk 3 bölümünü ücretsiz okuyabilirsiniz, sonraki bölümler oldukça makul bir rakamla ücretli yayınlanmaya devam edecek. 

Umarım hepiniz keyifle okur, Anka evreninde keyifli zaman geçirirsiniz. Yorumlarınızı sabırsızlıkla bekleyeceğim. 🤗 Hepinize kucak dolusu sevgiler 😘❤️



2002

İstanbul


Genç kadın biraz evvel indiği taksiden, karanlığın içinde ve yağan yağmura aldırmadan; yanındaki minik kız çocuğunun ufacık elini avucunun içinde sımsıkı tutarak ve az da olsa çekiştirerek hızlı adımlarla ilerliyordu. Buraya gelebilmek için birkaç araç değiştirmek zorunda kalmıştı. Yaşadığı yerden olabildiğince uzaklaşmak en büyük amacıydı. Biraz sonra yapmak zorunda kalacağı şeyin altında ezilse de bir o kadar kararlıydı adımları.

“Anne, ben çok yoruldum,” diyen, ince sızlanan sese hemen başını indirerek yumuşak bir tonla karşılık verdi.

“Az kaldı kuzum. Az daha dayan, sonra her şey çok daha güzel olacak.”

“Ama canım çok yanıyor.”

İnce acınası ses, bir an durmasına neden oldu. Hızla dizlerini kırıp yanındaki minikle aynı seviyeye geldi. Kızın yüzünü neredeyse kapamış olan ıslak siyah kapüşonu hafifçe geriye attı ve harap olmuş, morluklarla bezeli yüze içi acıyarak baktı. Gözleri dolu doluydu.

“Geçecek annecim. Az kaldı. Bir daha kimse seni incitemeyecek.”

Kız dolu gözlerle başını kaldırıp annesine baktı. İkisinin de yüzünden akan yağmur sularına gözyaşları karıştı. Kadın, titreyen ellerini hafifçe kaldırıp kızın yüzüne düşmüş olan saçlarını yumuşak bir dokunuşla kapüşonun içine sokmaya çalıştı. Küçük kız titriyordu. Kadın çaresizce bakışlarını etrafta dolaştırdı. Yürümesi gereken yalnızca birkaç yüz metre kalmıştı. Çelimsiz ince bedene yeniden bakışlarını çevirip, hiç düşünmeden kucağına aldı çocuğu. Çocuk kollarını annesinin boynuna dolarken, kadın yeniden dizlerinin üzerinde dikilerek öne adımlamaya devam etti.

Gecenin karanlığında, arada çakan şimşeklere aldırmadan sağanak yağmurun altında devam etti ileriye doğru. Dar tek şeritli yolda ilerlerken etraflarında ağaçlardan başka bir şey görünmüyordu; ancak birkaç yüz metre sonra, varacağı yeri göreceğinden emindi. Yorgun bacakları ve kolları, son bir azimle kendisini ve hayattaki en değerli varlığını taşımaya devam etti. Bugün onu son görüşü olacaktı ama emindi ki bir daha kimse ona zarar veremeyecekti. Karanlığın içinde hiç tereddüt göstermeden adımladı o yolu. Nihayet, etrafını uzun ağaçların çevrelediği yüksek duvarların önüne ulaştığında hedefi olan büyük binanın; o duvarlar arkasında olduğunu biliyordu. Tek bir giriş olduğunu belli eden büyük demir kapının hemen solunda, küçük bir bekçi kulübesi vardı. İçindeki solgun ışık, sağanak yağmurdan korunmaya çalışan görevlinin orada olduğunu işaret ediyordu.

Son bir gayretle kulübeye yanaştı ve kucağındaki çocuğu yeni bir hamleyle yukarı kaldırıp bir koluyla sararken, boştaki elini kaldırıp küçük kare cama avucunun içiyle vurdu. Pencerenin diğer tarafında yüzü cama dönük; ancak başı aşağı eğik, otuzlarına yakın bir

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play