Kitaplar Özellikler İletişim İndir
ATLANTİS
Fantastik

ATLANTİS

18Beğeni
112Okunma
15 Bölüm
20,711Kelime
1 saat 44 dkSüre
25.12.2025Tarih
Eski bir inanışa göre sol tarafımda, daha koyu bir renk taşıyan Atlantik Okyanusu’nun altında bir krallık yatıyordu. İnsanlarının olağanüstü güzellikleri ve kibirleriyle anılan, dizilere ve filmlere konu olan kayıp uygarlık: Atlantis.
Sağ tarafımda ise Pasifik’in engin derinliklerinin altında çok daha eski bir uygarlık olduğu söylenirdi; Mu halkı.
Tonlarca suyun altında gömülmüş, bilimde, teknolojide, sağlıkta ve mimaride çağlar ötesi bir toplum…
Bu iki dünya; Atlantis ve Mu sular altına gömüldükleri andan beri görünmez bir savaşın içindeydi. Atlantis’in soyluları, Mu’dan çalıp yağmalamış; ardından savaşlar çıkmıştı. Ve Poseidon’un öfkesi nihayet bir gün yeryüzünü titrettiğinde iki krallığın arasına görünmez bir set çekilmişti. O seti aşmaya çalışan herkes ışığa kapılıp taşa dönüşüyor, Mu halkı korkudan yaklaşamıyor, Atlantisliler ise kibirlerinden vazgeçmiyordu.
Ta ki Atlantis’in genç Prensesi Moyen, Mu’nun Prensi Sapro’ya âşık olana kadar…

GİRİŞ


KAREN


Tekne sağa savrulduğunda dizlerim istemsizce büküldü. Rüzgâr uğuldamıyor, bağırıyordu. Elimdeki deney tüpünü daha sıkı kavradım; içindeki su her sallanışta bulanıyor, durduğum anda ise iki farklı kütle yeniden keskin bir çizgiyle ayrılıyordu. Bu bir tesadüf değildi. En azından bana öyle gelmiyordu.

Buna inansam kendime ne demem gerekirdi? Hayalperest mi… Yoksa gerçeklerin kıyısında dolaşan bir oşinograf mı?

Bilim bunu akıntılarla, sıcak-soğuk dengesiyle, mineraller ve planktonlarla açıklıyordu elbette… Ama her gördüğümde içimde başka bir şey uyanıyordu. Sanki gözlerimin önünde duran şey açıklanmak için değil, saklanmak için oradaydı. Doktora tezimi tam da bu maviliğin sakladığı dünyaları araştırmak için yazıyordum. Babam bu tez yüzünden bir gün cesedimin kıyıya vuracağını söylerdi. Şu an bu fırtınayı görse, haklı çıktığı için korkunç derecede keyiflenirdi. Belki de sorun tam olarak buydu. Vazgeçmeyi hiç bilmiyordum.

Gözlerim çocukluğumdan beri hatırladığım o gölgeyi buldu. Tekneden belki de metrelerce uzakta bir hayalet gibi süzüldüğünü hissettim.

Onun bir görüntüsü yoktu. Sadece suya her yaklaştığımda göğsümde beliren o özlemle yanında olduğunu anlardım. Tabii ailem bunu fazla Avatar çizgi filmi izlememe bağlıyordu fakat ben onu ruhumda hissediyordum.

Tekneye çarpan haşin dalgayla sola doğru eğilince parmaklarım demir korkuluklara sarıldı. Gökyüzünde sessizce parlayan yıldırımlar gri bulutların arasından yanıp söndü. Dudaklarımı dişlediğimde çantamın yanımda olmadığına bir küfür savurdum. Kaptan Tose geri dönmek için sert bir manevra yaptığında midem buruştu.

Dalgalar şahlanıp birbirine geçerken üzerimdeki sarı yağmurluğun hiçbir hükmü kalmamıştı; iç çamaşırıma kadar çoktan ıslanmıştım. Okyanus kabardıkça karanlık üstümüze bir örtü gibi çöktü. “Siktir! Bir tez uğruna fırtınaya kurban gitmeyeceğim, değil mi?” diye fısıldadım kendi kendime.

Titreyen bedenime zorla emir verip yerimden kalktım. Dalga yüzünden teknenin zemini ayaklarımın altından öyle bir kaydı ki, bir anlığına boşlukta uçtuğumu sandım.

Birkaç dakika önce “Bir gün beni de tezinizle mezara sokacaksınız, Mrs. Karen!” diye homurdanan Kaptan Tose şimdi panikle bağırıyordu.

“Mrs. Karen! Fırtına çıkmak üzere, dönmeliyiz! Hemen!” Dudaklarımı birbirine bastırıp bakışlarımı yeniden o iki hırçın okyanusa çevirdim.

Derler ki ilk medeniyet Mu'ydu. Platon Atlantis'i efsaneden çıkarıp insan zihnine kazımıştı. Akademi bunlara burun kıvırıyordu. Ben ise tam aksine, kayıp kıtaların haritalarda değil bu suların altında olduğuna inanıyordum.

Havadaki statik elektrik çatırdamaya başladığında, ensemden süzülen soğuk suyla ürperdim. Sallantılara meydan okuyarak çantama ulaşmak için yürüdüm. Merdivenlerin önüne ulaştığımda hızla eğilip çantayı bağladığım yerden sökmeye çalıştım. Attığım düğüm tuzlu su yüzünden kör düğüme dönmüştü. Tırnaklarımı yumağa geçirip çözerken kırılan tırnağımın acısıyla tısladım. O an gökyüzünde güçlü bir yıldırım daha

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play