Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Başka Dünyanın Mavisi
Askeri

Başka Dünyanın Mavisi

113Beğeni
3,360Okunma
3 Bölüm
16,355Kelime
1 saat 22 dkSüre
05.12.2025Tarih
Turuncu Balonlar & Sonsuz Yalanlar Kitabındaki Mavi Aladağ’ın hikayesi 🦋

Tarihin En Klişe ve En Genelgeçer Hikayesi


18.01.2026



Telefonumun ekranını masaya doğru çevirip dirseklerimi tezgaha yasladım ve bütün dikkati üzerimde olan çocuğa tatlı tatlı gülümseyip Churchill diye mırıldandım. Bu saatte, bu ortamda almayı beklemediği bir sipariş olduğundan şaşırdı elbette ama hemen hazırlıyorum deyip arkasını dönmekte gecikmedi. Gözümdeki hafif ve konforlu gözlüklerin arkasından barmeni izlerken belli belirsiz gülümsedim ve önüme gelen uzun örüğü sırtıma doğru atarak oturduğum taburede döndüm. 


Mekanda ekstra bir kalabalıklık olduğu aşikardı ama gözüm yalnızca bir kişinin üzerindeydi. Burada bulunma sebebim. Ünlü armatör Burhan Yazıcı'nın oğlu Buğra Yazıcı. Kendine ait locasında birden fazla kadınla alem yaptığı buradaki birkaç kişi tarafından biliniyordu ama ben istiyordum ki bunu herkes bilsin. Locanın üstünden yükselen dumanın sigaraya ait olmadığını, o bardaklarda sade içkilerin olmadığını ve pek tabii yanındaki kadınların kendi rızaları ile orada olmadığını.  


Arkamdan buyurun efendim diye bir ses yükseldiğinde omzumun üstünden dönüp barmene teşekkür ettim ve sodamı aldım. İçindeki limon ve tuz tadı ağzımın içinde büyük bir coşku yaratırken dudaklarımı ıslattım ve gözlerimi bir kere daha mekanda dolaştırdım. Geleli henüz on dakika olmuştu ama şu an geldiğimden daha kalabalık bir ortam olduğuna yemin edebilirdim. Kalabalıktan ziyade son birkaç dakikadır dikkat çekmeyen, başkalarının dikkatini çekmeyen, bir hareketlilik baş göstermişti ki bu benim oturduğum yerden gözlerimin kısılmasına sebep oluyordu.  


Beklediğim bir şey değildi. Bu gece burada, bir şey arayışı içinde olan tek kişi olmalıydım.  


Kapıdan giren iki adamın olması gerekenden daha hızlı bir şekilde alt kata inen merdivenlere yöneldiğini fark ettiğimde gözlerim kısıldı. Aynı anda elimdeki bardağı tezgaha geri bırakıp telefonumu aldım ve son aramaya tıkladım. Telefon henüz birinciye çalarken açıldı ve hattın ucundan yok edemediği endişesi ile yükselen ses oturduğum yerden doğrulmama sebep oldu.  


"Hemen çıkıyorsun. Bir şey oluyor hemen çıkıyorsun oradan." 


Gözlerim üst kattaki cam odaya uzandı. Aradığım şey hala oradaydı ve olan her neyse onunla bir ilgisi olmadığı aşikardı. O herifin o odada fotoğrafını çekmem şarttı bu yüzden oturduğum yerden kalkıp merdivenlere yöneldim. Hayır, Yağmur'un istediği gibi çıkış merdivenlerine değil. Üst kattaki o locanın içindekilerle birlikte fotoğrafını çekmeden buradan çıkmam söz konusu değildi. "Beş dakika. Sonra yanınızdayım." 


"Beş dakika sonra demedim Tilki! Hemen dedim!" Telefonu kapattım ve üzerimdeki siyah elbisenin cebine sıkıştırdım. Bu hareketliliğin sebebi neydi bilmiyordum ve açıkçası umurumda da değildi ama benim haberim olduğu gibi o iblisin de haberinin olacağını biliyordum. Çabuk olmalıydım, her zamanki gibi.  


Hızla merdivenleri tamamlarken örgümü kontrol ettim. Sapasağlam duruyor bir tek siyah telim bile o örgüden çıkmıyordu. Tam da olması gerektiği gibi. Gecenin başında girip tuvalete bıraktığım siyah kırmızı kareli önlüğü

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play