Kitaplar Özellikler İletişim İndir
KONT
Macera/Aksiyon

KONT

6Beğeni
0Okunma
5 Bölüm
5,972Kelime
30 dkSüre
27.01.2026Tarih
Ne içerisi, ne de dışarısı. Hiçbir şey güvenli değilken bir şatoda yüzyıllar boyu kana aç bir vampir ile kaldığını düşünmek, gerçekten de delilik.

John, ünlü bir gazetecidir ve bir delilik yapmak amacıyla yüzyıllar boyu dışarı çıkmayan Bay Kont adlı vampirin şatosunu ziyaret eder. Fakat ne vardır ki; Bay Kont iki yüzlünün tekidir.

*UYARI!*
-Kan, LGBT ve diğer tetikleyici unsurlardan çok fazla bulunmaktadır.

Bölüm 1

Vampirlerin varlığı, senelerdir bir şüphe olarak dünya üzerinde gizemini koruyordu. Hâlâ da koruyor. Yüzlerce kazı ve kanıtlar -bunların şahsen bir uydurmaca olduğunu düşünen biri değilim- bunların varlığını kanıtlarken, inanmayan kitle ise çeşitli bahaneler sunarak inanmıyorlardı. Yüzlerce filmler, diziler çekilmiş ve bazı belgeseller yapılsa da, vampirlerin bir peri masalından ibaret olduğunu düşünenler hâlâ vardı.

Peki bunun gerçekliğini en derinden hissetmeye hazır mısın?

1880’lerin sonuydu. Londra’nın kömür dumanıyla ağırlaşmış göğü, gri bir örtü gibi şehrin üzerine çökmüş, her köşeye kasvetli bir melankoli yaymıştı. Cadde lambalarının titrek ışıklar, sisin içinde boğulurken, her kaldırım taşı geçmiş zamanların fısıltılarını taşıyordu sanki. Bu eski ve yorgun şehrin sayısız gazete bayisinde, ‘Times’ ve ‘Daily Telegraph’ gibi ciddi yayınların arasında -dahası da var tabii ama akla ilk gelen bu yayınlardı- daha mütevazı ve çoğu zaman şüpheyle yaklaşılan bir avuç dergi de yerini alırdı. İşte bu dergilerden birinin, ‘Gizemli Olaylar Dergisi’nin’ son sayısında, bir muhabirin köşesinde, neredeyse nefes almayan, ince bir yazı dizisi başlamıştı. Başlığı bile kağıdın üzerinden ürperti yayıyordu. “Appalaş’ın Gölgesindeki Lanetli Şato: Blackwood Köyü’nün Kanlı Sırrı. O şatoda neler oluyor?”

Sence? Neler oluyor, Johnathan?

Yazıda bahsedilenler bir dedikodu rüzgarından farksızdı. Amerika kıtasının derinliklerinde, sarp dağların arasında kaybolmuş, unutulmuş bir köyden söz ediliyordu. Blackwood Köyü. Ve bu köyün tepesinde, bulutların arasından zor seçilen, zamanın ve hava koşullarının yıprattığı, Gotik mimarinin en karanlık örneklerinden biri olan devasa bir şato. Bu şatoya “cehennemin ta kendisi” derler.  Ama asıl hikaye şatonun kendisi değil, onun sessiz ve görünmez sahibiydi: Kont Vladimir. Yüzyıllardır orada yaşadığına inanılan, güneş battıktan sonra şatonun gölgesinden süzülüp köyün ıssız sokaklarında gezindiği fısıldanan, kimsenin varlığını açıkça iddia edemediği, ancak herkesin içten içe korktuğu bir varlık. Ya da yaratık. Kan içen bir vampir olduğu söylentileri, şarap mahzenlerindeki küflü fıçılar kadar eskiydi. Seneler önce -yüzyıllar öncesinden bahsediyorum, birkaç sene değil- bu köydeki insanları geceleri avlamış, tek bir canlı insan bırakmamıştı. Kaçarak kurtulan insanların anlattığı şeyler ise tüyler ürperten şeylerdi.

“O... O korkunç bir yaratık! Köy meydanına inerken gayet... sakindi. Fakat... Bir anda hamile bir kadının üzerine atladı ve onun boynunu paramparça etti! Saniyeler içerisinde kadının bütün kanını içti, kadın BEMBEYAZDI! O anı asla anlatamam! Bütün dilim damağım kurumuştu korkudan, çocuklarımı ve karımı alarak köyden kaçtım ama köyde kalan diğer kişiler, onun elinde kaldı...”

“O LANET OLASI CANAVAR BENİM ÇOCUKLARIMI ÖLDÜRDÜ! Ben o anda evdeydim ve... Bunlar yaşanırken hiçbir şeyden haberim yoktu! Dışarıdan gelen çığlık seslerini duyunca dışarı fırladım ve tam o anda... Çocuklarım... Sabrina ve Ella... Yerde bembeyaz bir şekilde yatıyorlardı! TEK BİR DAMLA KAN AKMIYORDU BİR