Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Mavi Melek - Rüyadan Kalbe
Aşk/Romantizm

Mavi Melek - Rüyadan Kalbe

1Beğeni
11Okunma
3 Bölüm
4,520Kelime
23 dkSüre
13.03.2026Tarih
TANITIM

Rüyadan kalbe düşmek...

O yedi saniye , aslında ömrün kalanını oluşturacaktı.
Ne kız bunu bilebilirdi, ne de oğlan bu kadar sevdaya bulanacağını...
Kader denilen o düğüm, onları çok başka hallere sokacaktı.
Bunun adı ne tesadüftü ne de başka bir şey...
Yazgının diğer adıydı...
Sonu çoktan yazılmış bir romanın başlangıcıydı.

Levlâ ve Barın...

Nam-ı diğer Mavi Melek ve Rüya Adam...
__________________________________
" Bir dakika!" durdum. " Bu dükkanı siz mi kiraladınız?"

Sorusu şaşırtsa da cevap verdim. " Evet"

"Güzel" anlam veremediğim bir gülümseme peyda oldu yüzünde.

"Daha çok görüşeceğiz desene. "

***
Not: Bu hikayede şiddet yok, kadına kalkan eller yok aksine karşı gelmek var. Güzel sevmek, sevdiğine kıyamamak, gözünden bile sakınmak var. Güvenmek var, sıkı sıkıya bağlı dostluklar var...

1.Bölüm- “Buraya ait değilsin...”

Bölüm müziği: Sam Smith-Fire on fire

“Hayal ve zaman arasındaki boşlukta umut edecek bir şey illa vardır..." 

Bir his bulutu sarar bazen. Her bir duyguyu aynı anda yaşarsın. Korkuyu, hüznü, kederi, acıyı... Kafan allak bullak, kalbin de ondan hallice... Ne yapacağını bilemez ya bazen insan, işte o sahneyi yaşarsın. Ellerin tutmaz, ayaklarını hareket dahi ettiremezsin. Suçlu hissedersin. Kanadı yaralı bir kuş gibisindir. Hani biri bir söz söylese ağlayacak gibisindir. Göz bebeklerinde dolmuş yaşlar akmak için hazırda bir asker gibi bekler. 

Şu an tam da böyle bir anın içindeydim. Bu soğuk ve zifiri karanlık yerden nasıl kurtulacağımı bilmiyordum. Daha ayaklarım bile bana itaat etmiyorken nasıl gidecektim? 

Ne kadar zamandır burada yere çökmüş oturuyordum bilmiyorum. Zaman kavramı sanki bende hiç var olmamış gibiydi. Hiçlik denen yerde arafta kalmış bekliyordum sanki. Neyi beklediğimi bile bilmeden. 

Korku daha çok sarmıştı etrafımı. Bir karabasan olmuş rahatsız ediyordu beni. Titremelerim daha çok artmıştı. Çok üşüyordum. Ve ben bu soğuk yerde üzerimde okyanus kadar mavi incecik bir elbiseyle duruyordum. Nereden çıkıp giymiştim bu elbiseyi bilmiyordum.  

Ben kendi iç düşüncelerimle boğuşurken bir ses duydum. Uzakta bir ateş yanmıştı. Oraya gidip ısınmak istedim. Ama ayaklarım benim sözümü dinlemeyeceklerine yemin etmişlerdi sanki. Hareket etmiyorlardı bir türlü. Eğer buradan ayrılmazsam donarak ölecektim. 

Sessizlik iyice beni çıldırtırken ayak sesleri duydum. Tam yanıldığımı düşünürken önümde bir beden olduğunu hissettim. Bu zifiri karanlıkta hiçbir şey seçemiyordum. Kalbim endişe ve korkudan öyle hızlı atıyordu ki yerinden çıkacak gibiydi. Sonra birden havalandığımı hissettim. Güçlü bir kol beni sarmalayıp yürümeye başladı. Karşı gelemiyordum. Ne konuşabiliyor ne de hareket edebiliyordum. Ateşin yanına geldiğimizde beni yere bıraktı. O da hemen yanımdaki bir yere oturdu. Bana baktığını hissedip ben de ona dönüp incelemeye başladım. 

Ateşin yanında onu daha çok seçebiliyordum. Koyu kumral kısa saçları vardı. Gözleri, öyle derin bir lacivertti ki kendimi bakmaktan alamıyordum. Özellikle bakışları... Bakışları öyle derindi ki içimdeki her şeyi görebiliyordu sanki. Ruhumu okuyordu ve karşısında savunmasız kalmıştım. 

Bu kadar derin bakması tedirgin etmişti beni. Elini kaldırıp bana yaklaşırken korkuyla geriye kaçtım. Benim bu hareketimle yanağıma tam dokunacakken geri çekildi. Ama gözlerini benden ayırmadı. Sonra birden ayağa kalktı ve beni tekrar kucağına alıp ilerlemeye başladı. Kimdi, ne yapıyordu? Beni neden götürüyordu? Ve en önemlisi neden karşı çıkamıyordum? 

Bu duygu karmaşasında ne yapacağımı şaşırmıştım. Düşünemiyordum bile. Bedenim bugün ruhuma ihanet edip beni dinlemiyordu. Ne yapabilirdim ki? Yavaş yavaş kabullenmeye başlamıştım. 

Bir yerde durduğunda bana baktı. Nereye