“Bugün akçalı malikanesine gideceğim. O zaman onunla konuşacağım ve kesinlikle bir düğün istemeyecek Aynur yenge” diye neredeyse dişlerinin arasından hırlayan Güven, bunu cidden neden yaptığı konusunda aklını kaçırmış olduğunu düşünüyordu. Yani bunu başka bir açıklaması kesinlikle yoktu.
Güven Atalay, Atalay ailesinin demir kralı olarak bilinirdi. Çok konuşmaz, gülmez ve oldukça tehlikeli bir adamdı. 5 yıl önce eşini hamileyken bir saldırıda kaybetmişti. Zaten buz tutmuş olan kalbi bu kaybı ile resmen karanlığa gömülmüştü. Dilek Akçalı ile evlenme kararı almış olması doğal olarak tüm Atalay Ailesini fazlasıyla şaşırtmıştı. Çünkü onun hayatının sonuna kadar evlenmeyeceği herkes tarafından biliniyordu.
Güven, ölen eşine âşık olduğunu söyleyemezdi. Ona tutku ile bağlı da değildi. Bu lanet dünyanın acı için büyüyen bir kızıydı ve annesinin isteği ile onunla evlenmişti. Ama onun karısıydı ve onun çocuğunu taşırken ölmüştü. Şimdi ise Dilek Akçalı ile evleniyordu. Onu da sevdiğini ve âşık olduğunu söyleyemezdi ama lanet olsun o kızın bir dileğinin kabul olmasına yardım etmişti. Şimdi ise neden yaptığını bilmediği bir şey için genç kadın ile evlenmek zorunda kalıyordu. Gerçi bu durum pek zorunluluk olarak da görünmüyordu. Çünkü bunu kendi söylemişti. Ama o kız bir cehennemden kurtulmuştu. Şimdi ise başka bir cehenneme adım atmasına izin falan vermeyecekti. Genç adam bu düşünceler ile savrulurken Aynur Yengesi gözlerinin içine dik dik bakarak
“Evlilik sadece bir karar değil. Onunla bir ömür geçireceksin ve sen daha bir hafta öncesine kadar evlilik kelimesini bile duymak istemiyordun? O kız zaten çok fazla acı çekti oğlum. Bence, onu sevecek bir adamı, mutlu olabileceği bir aileyi hak ediyor.” Diye söylediğinde Güve, demir kadar soğuk bir sesle
“Evet, bunun için Tarık Alaca ile evlenmesine izin veremem. Emin ol benimle evlendiğinde hissedeceği ne varsa orada tam tersini hissedecek.” Diyerek açıkladığında yaşlı kadın derin bir nefes verdi. Ardından ona yaklaşarak
“İlk evliliğinin aşk evliliği olmadığını biliyorum. Ama yine de Elif’e çok iyi bir eş oldun. Ona her zaman anlayışlı ve sabırlıydın. O çok şey yaşamış bir kızdı ve sana alışması için biraz daha zamanı vardı. Ama bu süreçte sende çok yoruldun.” Diyerek ellerini genç adamın kollarına yerleştirerek yengeden çok bir anne şefkatinde gülümseyerek
“Bir kere daha yardıma muhtaç olduğu için ki kadın ile evlenmen seni daha çok yoracak. Gerçekten âşık olduğun bir kadın olması gerekiyor. Bunu kendine yapmak zorunda değilsin. Duru’nun abisi bu evliliğe onay vermeyecektir” diyerek açıkladığında genç adam bu seçeneği düşünmüştü. Ama Dilek Akçalı’nın babası bir lider değildi. Sadece üyeydi ve dul kalmış olan bir kızı sadece dul kalan liderler isterdi. Bir