Spot ışıkları, gözlerimi yakarcasına yüzüme vuruyordu. Gürültüden kulaklarım neredeyse işitme yetisini yitirecek gibiydi. İnsan kalabalığının yarattığı uğultuysa kulağıma boğuk bir ses olarak ulaşıyordu.
Hayatımda daha önce hiç bu kadar kalabalık görmemişken şimdi benim için gelen yüzlerce, binlerce insanın karşısındaydım. Sokakta karşılaştıklarında dönüp bakmayacak insanlar, bir zamanlar yalnızca dergi kataloglarında görüp hayranlık duyduğum yüzler, irili ufaklı binlerce kişi tek bir ismi haykırıyordu.
Benim ismimi.
Derin bir nefes aldım ve bana bahşedilen bu yeteneği insanlarla buluşturmak için sahnenin önüne doğru ilerledim. Her adımımda çığlıklar biraz daha yükseliyor, kalp atışlarım da aynı oranda hızlanıyordu.
Mikrofonu elime alıp onları selamladım ve şarkımı söylemeye başladım. Az önce çığlıklarıyla ortalığı inleten kalabalık, bir anda sus pus olmuştu. Herkes dikkatle beni dinliyordu. Öyle sessizleşmişlerdi ki gözlerimle onları görmesem orada olduklarına bile inanamayabilirdim.
Şarkımın nakaratına geldiğimde dizlerimin bağının çözüldüğünü hissettim. Ardından önce bir ıslık yükseldi, sonra binlercesi birbirine karıştı. Islıkları, alkışlar takip etti. Çok geçmeden bütün salon alkış sesleriyle yankılanmaya başladı.
Her genç kızın hayali, bir gün sahneye çıkmak ve şarkılarını tüm dünyaya duyurmaktır. Belki hepimiz bir zamanlar büfeden aldığımız dergilerdeki sevdiğimiz şarkıcıların fotoğraflarını kesip duvarımıza asmış, bir gün onlar gibi olabilmenin hayalini kurmuşuzdur.
Ben de bir zamanlar sıradan bir kızdım. Ta ki hayatıma sihirli bir değnek dokunana kadar… Bir anda yüz binlerce hayranı olan, şarkılarıyla milyonlara ulaşan ve müziğini geleceğe taşıyan birine dönüştüm.
Peki, bütün bunlar nasıl oldu?
İşte benim hikâyem.