“Hiç kimseye inanma çünkü en güvendiklerinin maskeleri en karanlık anlarda ortaya çıkar.”
Bilhassa insanı en çok korkutan an, içindeki karanlığın bir nedene ihtiyaç duymamasıdır. Çünkü o zamanlarda her şey biraz daha farklı hissettirir. Aptal sesler susar, boğucu karanlık üzerine bir sis misali çökmezdi.
Damarlarında akan Kanın adrenalini bile vücuduna büyük bir tatmin verdiğinde yaşadığını hissederdin. Varlığın kanıtlanırdı...
Arkamda kalan muazzam manzaradan gözlerimi kaçırıp bir anda aynaya kilitlendiğimde, gözlerimdeki vahşi kızı gördüğüm an dudaklarım usulca yana kıvrıldı.
İşte benim kızım!
Üzerime baktığımda sahte masumiyetin simgesi olan beyaz renkli gömleğim, koyu lekelerle kaplandığında gözüme daha farklı göründü.
Daha seksi eflin...
Siyah mini eteğim çıplak bacaklarımı ürpettiğinde Tekrardan yerde yatan bedene kilitlendim. Acele etmem gerekti. Zamanım yoktu.
Her an biri gelebilir ve bunu canıyla öderdi.
Masum insanların zarar görmesi işime gelmezdi tabii ki. Masumlar hep hayatta kalmalı sahte maskeler çıkarılmalıydı.
Düşüncelerim, aniden başıma vuran sert bir ağrının etkisiyle duraksadı ve ses çıkarmama neden oldu.
Elimi hızla ağzımın üstüne kapattığımda sessiz ve karanlık kampüste birkaç tıkırtı sesi gelmeye başladı. Birkaç adım sesi duyduğumda adrenalin salgısı vücudumu titretmeye başladı.
Birşeyler yap eflin!
Aniden gözlerim döndüğünde tedirgin oldum.
Bir süre sonra mantıklı düşünmeyi bırakıp nefes almam gerektiğini fark ettim. Hızla tuvaletten dışarıya çıktığımda soğuk havanın etkisiyle sakinleşmeye çalıştım. Temiz hava her daim iyi gelirdi. İnsana yaramayan tek şey başka bir insandı.
Kampüsteki kameralar ya da içeride geberen kız umurumda bile değildi. İstediğim tek şey buradan en hızlı şekilde uzaklaşmak ve bir an önce kendime gelmekti.
Cebimden hızla bir sigara çıkarıp yaktım ve adımlarımı hızlandırarak arabama doğru ilerledim. Kan kokan ellerim sigara dumanıma karıştığında mide bulantısıyla
"Siktir!" Diyerek sigaramı söndürdüm. Etrafıma baktığımda karanlığı aydınlatan tek şey sokak lambalarıydı. Hızla arabama bindim ve kampüsten uzaklaştım.
Kafamın içindeki sesler ellerimi titretiyor, başımı döndürüyordu. Ani frenle durduğum otoban yolunda gözlerimi kapattığımda az önce ne yaptığımı yeni fark ettim.
Ben Eflin Kıraç. Ve ben masumları değil de masumiyet arkasına saklanan maskelerin ardındaki canavarları avlayan bir avcıyım.
Ve sen, karanlık psikolojimi okumaya cesaretin var mı?
(Lanet Pazartesi sabahı)
“Eflin uyandın mı?”
Yatağımın başında bağırıp duran bu aptala bağırma içgüdümü bastırarak gözlerimi araladım. Hiç sevmediğim o pembe renkli etek takımıyla Defne tam karşımdaydı. Sarı saçlarını savurarak:
“Hadi Eflin, geç kaldık diyorum. Daha üstünü bile giyinmemişsin!” diye homurdandı.
Yeşil gözlerini İstediği şeker alınmayan aptal bir çocuk gibi devirdi ve
Dolabıma ilerleyerek bir şeyler aramaya koyuldu. ama o sikik okul umurumda bile değildi. Dün geceki adrenalin,vücudumdaki tüm kaslarımı sıkmış, büyük bir acıyı da bana bırakmıştı. Kolumun da acısıyla dayanamayıp sinirle bağırdım.
“Ev arkadaşıyız diye bana karışabileceğini kim söyledi sana?”
Defnenin kıyafetlerime dokunan elleri durdu. Oda aniden sessizleştiğinde,arkası dönük olsa bile ona sinirle bakmayı