Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Son Bakış'a Mahver
Macera/Aksiyon

Son Bakış'a Mahver

30Beğeni
219Okunma
21 Bölüm
92,290Kelime
7 saat 41 dkSüre
14.09.2025Tarih
*Şiddet sahneleri vardır.*
+18.

Bir zamanlar aynı yetimhanede büyüyen sekiz çocuk, yıllar sonra devletin en tehlikeli görevlerinde birlikte çalışan bir ekibe dönüşür. Sadakatleri kadar karanlıkları da derindir.

Ancak kaybolmuş bir yüzün geri dönmesiyle dengeleri sarsan bir gerçek ortaya çıkar: Bazı anılar silinse bile, izleri yok olmaz.

Şimdi, geçmişle hesaplaşma vakti.
Dostlukla ihanetin, aşk ile öfkenin, görev ile vicdanın iç içe geçtiği bir hikâyede; her sır, yeni bir yara açacak.

Giriş


Eğer bu bölüm sizi biraz olsunheyecanlandırdıysaveya merakınızıartırdıysa, düşüncelerinizi yorumlarda paylaşmayı unutmayın, çünkü her bir yorum benim için çok değerli ve hikayenin daha da şekillenmesine yardımcı oluyor!

===

21 Şubat 1998, Ankara

Saat gece yarısını çoktan geçmişti, ikiyi gösteriyordu. Bu gece yerle gök birbirine karışmıştı; gökyüzünde durmak bilmeyen bir yağmur yağıyor, mavi şimşekler şehri sarsıyordu. Hastane odasında, kaderleri o gece mühürlenen bebekler dünyaya gözlerini açmıştı.

Bir tarafta, az önce doğum sırasında annesini kaybetmiş, bu acımasız dünyaya en büyük yenilgiyle başlamış ikiz kardeşler vardı. Kız olanın gecenin karanlığı gibi simsiyah saçları, şimşekler gibi masmavi gözleri vardı. Yanındaki erkek kardeşi ise onun aksine derin bir sessizliğe gömülmüştü; bedeni soğuk, yüzü hafifçe morarmıştı. Doğumdan hemen sonra nefesi kesilen bu küçük can, hayata daha başlamadan veda etmişti. Mavi gözlü kız bebeği bu dünyada bekleyen tek kişi, kapının hemen önünde gözyaşı döken teyzesiydi.

Diğer tarafta, başka bir kadın yeni doğan oğlunun saçlarını okşuyordu. Radyodan gelen sese göre şehirdeki yağmur felakete dönüşmüş, bazı iş yerlerini su basmıştı. Yan odada annesiz kalan kız bebeğin ağlaması ise bir türlü dinmiyordu. Hemşireler, kalabalıklaşan hastane düzeni içinde, kucağındaki bebeğiyle birlikte kadını o yan odaya, öksüzlerin yanına yatırdılar.

Kadın yatağında uzanırken yanındaki beşikte yatan ikizlere baktı. Kız bebek feryat edercesine ağlıyor, ancak yanındaki erkek bebek buz gibi bir sessizlikle yatıyordu. Kadın o an anladı; bu bebeğin bir sorunu vardı. Kendi hayatındaki çıkmazları, peşini bırakmayan karanlığı düşündü. Zihninde ani ve ürpertici bir fikir filizlendi: Bu ölüm, kendi oğlu için bir kurtuluş olabilirdi. Eğer yerlerini değiştirirse, oğlu bu dünyada "ölü" bilinecek ve peşindeki her şeyden sonsuza dek özgür kalacaktı.

Daha fazla dayanamayıp yataktan çıktı. Gözleri açık, tavana bakan sağlıklı oğlunu kucağına aldı ve onu ağlayan kız çocuğunun yanına, ölen bebeğin yerine bıraktı. Ölü bebeği ise kendi yatağına, sanki kendi evladıymış gibi yerleştirdi. Son bir umutla oğlunu yaşayacağı hayattan kurtarmaya çalıştı.

"Ağlama artık güzelim. Bak, sana arkadaş getirdim," diye fısıldadı kıza.

O an beklenmedik bir şey oldu; ayakları ve elleri rahat durmayan oğlu, yanındaki kızın minik elini sıkıca tuttu. Kadın bu manzara karşısında donup kaldı. Yanında bir fotoğraf makinesi olsa da bu kader anını ölümsüzleştirse diye geçirdi içinden. Hayatının en kötü, en ağır gününü yaşıyordu.

Kadın bir süre daha sessizce odada durdu. Öz oğlunun kokusunu son bir kez içine çekti, başını şefkatle sarmaladı. Onun artık emin ellerde, "görünmez" bir hayatın içinde güvende olduğunu hissetti. Ardından kalbi ağır bir şekilde çarparken, gözleri

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play