Benim adım Arda. Türkiye'de Antalya'da yaşıyorum. 20 yaşındayım ve okulumu yeni bitirdim. Okulumu yeni bitirmemin vermiş olduğu sorumluluk ve aile baskısından ötürü hemen bir işe girmiştim.
Antalya'da bir AVM'de bulunan pastanenin kasiyeri olarak iÅŸe baÅŸlamıştım. Bu iÅŸte geçici olduÄŸumu biliyordum. Kısa süreli bir iÅŸ olsa da bu benim ilk iÅŸimdi. Aileme destek olmalı ve onların isteÄŸi üzere bitirmiÅŸ olduÄŸum okulun ardından kendi mesleÄŸimi yapana kadar burada çalışmalıydım.Â
Kendim elektrik bölümünden mezun olmuÅŸtum fakat önümde okulun ardından gerçek bir iÅŸ sahibi olmadan önce askerlik vardı. Kısa bir dönem çalışıp askerliÄŸimi yapıp döndükten sonra kendi mesleÄŸimi yapabilecektim.Â
Fakat bir engel vardı. Bu mesleÄŸi yapmak istiyor muydum?Â
Kendimi hayatın rutin akışına bırakmış bir ÅŸekilde bulmuÅŸtum. Adeta bir kuklaydım. Kendi isteklerimi deÄŸil ailemin benden istediÄŸi ÅŸeyleri yapıyordum.Â
Canım bu duruma çok sıkılıyordu.Â
Çalıştığım pastanenin sahibiyle de anlaÅŸamıyordum. Beni gereÄŸinden fazla bir iÅŸ yüküne boÄŸuyordu. Kasiyer olarak baÅŸladığım pastanede kendimi sürekli olarak mutfakta pastane malzemelerini yıkarken buluyordum. YetmezmiÅŸ gibi garsonluk ve kasiyerlikte yapıyordum.Â
Bu durumu ailemle paylaÅŸtığımda bana sürekli sık diÅŸini nasılsa yakında askere gideceksin biraz gayret et diyorlardı. Bu durumdan oldukça bunalmıştım.Â
Bu duruma bir son vermek istiyordum. Hayallerim vardı ve ben bu hayallerimin izinden gitmek istiyordum.Â
Amerika'ya gitmek orada yaÅŸamak istiyordum. Orada bir düzen kurup hayatımın geri kalanını Amerika'da geçirmek istiyordum.Â
Amerika'ya vizem yoktu, herhangi bir birikimim yoktu. Hatta uçak bileti alacak param bile yoktu. Hem okulda öğrendiÄŸim çat pat İngilizce ile orada nasıl iletiÅŸim kuracaktım.Â
Ama kararlıydım bu depresif ve monoton hayatı geride bırakacak, bir ÅŸekilde Amerika'ya gidecektim.Â
Beni Antalya'ya baÄŸlayacak pek birÅŸey kalmamıştı. Ailemden uzaklaÅŸmak istiyordum. Neredeyse yok denecek kadar az arkadaÅŸlarımdan uzaklaÅŸmak istiyordum. Hayatıma yeni bir sayfa açmak, yeni kültürlere yelken açmak istiyordum.Â
Bir akÅŸam yatmadan önce uzun uzun düşündüm planlarımı yaptım. Antalya limanda yük gemileri sürekli bir ÅŸekilde gidip geliyordu. Gemiler nereden gelmiÅŸ nereye gidiyorlar hiç bilmiyordum. O gemilerden birine binip bu topraklardan gitmeye kararlıydım.Â
Sabah uyandım ve o gün pastaneye gitmedim. Evdekilere ne olduÄŸundan hiç bashetmedim. Yüzlerine son kez baktım ve hiç çaktırmadan iÅŸe gidiyor gibi evden çıktım. Bu benim için hayatımın en zor kararıydı. EÄŸer baÅŸarısız olursam eve tekrar nasıl dönerim diye düşünmeye baÅŸlamıştım bile.Â
Sabah erken saatlerde limana ulaÅŸmıştım. Uygun bir gemi bulmak için limanı gözlüyordum. Aralarından bir geminin içinde Amerika bayrağı görmüştüm. Hemen o gemiye doÄŸru yönelmiÅŸtim.Â
Åžimdi önümde üç seçenek vardı. Ya geminin kaptanından rica edip beni gemiye almalarını isteyecektim. Ya gemiye gizlice girip çaktırmadan yolculuk yapacaktım. Ya da bütün planları iptal edip hiçbir ÅŸey olmamışçasına eve dönecektim.Â
Ne yazık ki hepsi birbirinden imkansız gözüküyordu.Â
Açıkçası kaptanın beni rica ile gemiye alacağını