Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Yine Mi Sen?
Aşk/Romantizm

Yine Mi Sen?

227Beğeni
4,276Okunma
23 Bölüm
41,980Kelime
3 saat 30 dkSüre
12.11.2025Tarih
Saate baktığımda uçmuş olan yelkovanı ve akrebi görünce, çayımı hızla kafama dikip ceketimi giydim.
“Geç kaldım, geç kaldım,” diye söylenirken botlarımı giyip çantamı da sırtıma akıtıp merdivenleri hızla indim. Binaya giren nakliyecilerle çarpışmamla birlikte,
“Pardon, çok özür dilerim, geç kaldım da ben!” diyerek hızla bahçeye yönelip bisikletime atladım.

Pedallara asılırken koluma baktım; yelkovan adeta alay eder gibi ilerliyordu.
“Lanet olsun, gerçekten geç kalıyorum!” diyerek bacaklarımı daha hızlı hareket ettirdim.

Tam o sırada önüme çıkan araçla neye uğradığımı şaşırmıştım; kalbim bir anda göğsümde deli gibi atmaya başladı.

Havalanan bedenimle sırtım aracın kaputuna kapaklanırken acıyla inledim.
Ağzımdan istemsiz bir küfür çıktı. Doğrulmaya çalışırken omzumdaki sızı bir anlığına nefesimi kesti. Tam kalkabilecekken biri elimi tuttu:
“Çok özür dilerim, siz birden karşıma çıkınca ben de duramadım. Lütfen kalkmayın.”

“Ya bırak ya… Bisiklet yoluna araçla dalmak nedir be?”

Bölüm 1

🚲

Bölüm 1

Saate baktığım anda yelkovanla akrebin çoktan uçup gittiğini fark edince çayı tek dikişte kafama diktim, ceketimi kaptığım gibi üzerime geçirdim.


“Geç kaldım, geç kaldım…” diye söylenerek botlarımı aceleyle ayağıma geçirip çantamı sırtıma attım. Merdivenleri neredeyse ikişer ikişer inerken binaya giren nakliyecilerle çarpıştım.


“Pardon! Çok özür dilerim, geç kaldım da!” diye hızlıca toparlanıp kendimi bahçeye attım. Bisikletime biner binmez pedallara abandım.


Kolumdaki saate göz attığımda yelkovan sanki benimle alay edercesine ilerliyordu.

“Lanet olsun, gerçekten geç kalıyorum!” diye homurdanıp daha da hızlandım. Ama belli ki felaket çoktan beni gözüne kestirmişti.


Bir anda önüme çıkan aracı gördüğümde neye uğradığımı şaşırdım. Kalbim göğsümde çılgınca atmaya başladı. Frenlere asıldım ama artık durabilmem için çok geçti.


Çarpışmanın etkisiyle bedenim havalanırken sırtım sertçe aracın kaputuna çarptı. Acıyla çıkan inlemelerime karışan şok hissi yüzünden nefes almakta bile zorlanıyordum. Ağzımdan istemsiz bir küfür döküldü.


Doğrulmaya çalışırken omzuma saplanan ağrı nefesimi kesti. Tam ayağa kalkacakken biri elimi tuttu.

“Çok özür dilerim. Birden karşıma çıktınız, ben de duramadım. Lütfen kalkmaya çalışmayın.”


“Ya bırak Allah aşkına… Bisiklet yoluna araçla dalmak ne demek?” dedim titreyen bir sesle. Gözlerim dolarken ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Omzumdaki sızı yeniden yükselince acıyla inledim.


“Gerçekten çok özür dilerim, hanımefendi. Buraya yeni geldim… Konumu yanlış takip etmişim,” dedi karşımdaki adam. Sesi samimiydi ama şu an bununla ilgilenecek hâlde değildim.


“Off…” diyerek acıyla nefesimi bıraktım. Zorla doğrulurken kalbim hâlâ deli gibi çarpıyordu. Korku, öfke ve utanç birbirine karışmıştı içimde.


“Ambulans çağırayım mı? İyi misiniz?” dedi yanımdaki uzun adam endişeyle.


“Zahmet olacak gerçekten! Yarım saattir kaputun üstünde yatıyorum, aramamanız zaten ayrı bir kabahat,” dedim sinirle yüzüne bakarak.


“Gerçekten çok özür dilerim…”


“Özür dilemek dışında bir şey yapacak mısınız artık?! Ölüyorum burada! İşe de geç kaldım… Kesin kovulacağım bu sefer!” dedim. Sesim çatallandı, tuttuğum gözyaşları sonunda yanaklarımdan süzüldü.


O iş… Benim tek umudumdu. Hayallerime açılan tek kapıydı.

Adam telaşla telefonunu çıkarıp birilerini ararken ben gözlerimi yerde yatan bisikletime çevirdim.


“Hiih… yaaa…” diye hıçkırdım. “Emektarım gitmiş…”


Boğazımdaki düğüm çözülürken ağlamam daha da arttı. Adam bana ne yapacağını bilemez hâlde bakıyordu. Yüzünde pişmanlığın her tonu vardı.


“Gerçekten özür dilerim,” dedi çaresizce. “Böyle olmasını istemezdim. Tüm zararı karşılayacağım.”


“Emektar…” diye fısıldadım, dizlerimin üzerine çöküp yamulmuş gidonuna dokunurken. “Ne yaptılar sana böyle oğlum ya…”


“Masrafın tamamını ben karşılayacağım,” dedi adam yeniden.


“Polis çağır!” dedim aniden ona dönüp yükselirken. “Benim baba yadigârımı pert ettin sen!”


Gözlerim dolmuştu, sesim titriyordu.


Adam derin bir nefes verdi. “Abartıyorsunuz. Ambulansa bile gerek yok. Hem bu kadar bağırabildiğinize göre durumunuz iyi gibi duruyor.”


“İyi falan değilim beyefendi!” diye çıkıştım. “Az önce benim yıllarımı ezdiniz!”


“Bakın,” dedi kendini savunmaya çalışarak, “çok önemli

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play